
SONBAHAR
25 Ekim 2022
GÜLLER
20 Aralık 2022Yoğun geçen günün ardından yorulmuş bir şekilde kendini sahile attı. Yüzünü öpen tatlı meltem, aynı zamanda eteğini uçuş uçuş yapıyordu. Salına salına, batmaya yüz tutmuş güneşle beraber yürümek hoşuna gitmişti. Çok değil, birkaç metre uzağındaki bankta kağıt helva yiyen küçük bir kızın hayran bakışlarını üzerinde hissetti. Başını dikleştirdi, kıza rol model olduğunu düşündüğü için yürüyüşüne özen göstermeye başladı. İskeleye vardığında vapurun hareket etmesine dört dakika kaldığını gördü. İyi zamanlama, diye düşünerek ilk adımını attı.
Çay kokusu çalındı burnuna, babası geldi aklına. Gün boyu ne çok çay içerdi, semaver sürekli hazırda beklerdi genişçe salonlarında. Son kez neşeyi tadabildiği gün babası; “Gel, seninle çay içelim.” demişti de nasip olmamıştı işte. Çay satıcısı hangi ara yanına gelmişti, hiç anlamadı. Çay isteyip istemediğini sordu kendisine. “İsterim.” dedi beklenmedik seslice bir şekilde. Adamın şaşkınlığına aldırmadan ince belli bardağa uzandı, sanki babası teklif etmiş de ona cevap vermiş gibi hissetti.
“Neden bu kadar yaralısın?” diye bir nida yükseldi, muhatap kendisiydi galiba. Sesin geldiği yöne çevirdi başını aniden, düşüncelerinden birdenbire sıyrılmak onu afallatmıştı. Kahverengi gözlerle karşılaşınca sonbaharın geldiğini bir kez daha anımsadı ama ne diyeceğini kestiremedi.
“Efendim, ne dedin?”
“Ne kadar çok yaran var böyle, uzaktan hiç görünmüyordu.”
Az önce kendisine hayran hayran bakan kız değil miydi? Nasıl bir soruydu bu böyle, öyle bakarak yaralarını görebilir miydi bu yaşta bir çocuk? Ne zor günler yaşadığını, acılarını, dökemediği gözyaşlarını, kaybettiği hislerini bilebilir miydi?
Manasız şekilde kızın yüzüne bakmış olmalı ki kız, kollarını işaret etti.
“Senin de kanın tatlı olmalı, annem öyle söyledi. Beni de o yüzden çok ısırıyormuş sinekler.”
Kollarına baktı. Şimdi anlamıştı derin anlamlı sorusunun manasını. Farkında olmadan bir tebessüm yer buldu suratında.
“Evet evet, öyle olmalı. Yara bere içinde kaldım.”
Yeniden kızın gözlerine çevirdi gözlerinin rotasını. Ekledi sonra:
“Sinekler yüzünden…”
Vapur ilerlemeye başladı, sohbetleri diğer kıtaya ulaşıncaya dek devam etti.
Zeynep UZUNKAYA




