
ESARETİ HÜRRİYETE DÖNÜŞTÜREN ŞAİR: MEHMET AKİF ERSOY
30 Mayıs 2023
DÜNYADAKİ ARAYIŞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
7 Ekim 2023Sonunda bahar geldi. Hazan vakti. Hararetli bir kavganın ardından emin adımlarla ilerledi yaz, ateşini aldığı gibi kapıyı çarpıp çıktı sanki. Yapraklar yazı haklı buldu; zamanla kendilerini cılızlaştıran, haksız yere güçten düşüren mevsime karşı koymak istediler. Özgürlüklerine kavuşacaklarını sandılar, uçabilecekleri inancıyla yola çıkıp kendilerini ana rahminden kopardılar. Sinirlenmeye başlayan denizin göğsü inip kalktıkça hareketlerini kontrol etmekte zorlandı vapurlar, bir o yana bir bu yana ritim tutturdular. Güneş aylardır mesai yapmaktan yorgun düşmüştü, yaza kırılmıştı ama hiçbir şey söylemedi. Bunun yerine yüzünü her geçen gün daha az göstermeye başladı, sıcaklığını sakındı herkesten, aydınlık ışıklarını gizledi. Her şey uçuşmaya başladı pusulasız bir şekilde, yönleri yoktu, rüzgar nereden eserse oraya gidiyorlardı, sorgulamıyorlardı ki. Hiç sorgulamıyorlardı. Gök öfkeyle gürledi, kontrolünden çıkmıştı herkes, otoritesi sarsılıyordu. Bulutlar emre amadeydi her zaman, göğün tek bakışıyla feda ettiler kendilerini, atmosfere bıraktılar benliklerini tıpkı bir ceza gibi.
Öyle hızlı gerçekleşti ki her şey; kimse, hiç kimse ne olduğunu anlayamadı. Hele ki insanlar, asla anlayamadılar.
Küçük çocuk babasıyla yürürken yapraklı yola denk geldi, üstlerine bastı; çok hoşuna gitmişti çıtırtı sesi, anlayamadı ki belki de çığlıktı hepsi.
Yaşlı kadın gazetesini aldı, karşı yakaya geçmek için bindi vapura; gitarist öğrencinin ezgisine kapıldı, sallanmaya başladı, anlayamadı ki vapurun başı çoktan dönmeye başlamıştı, yoktu dengesi.
Kafası bulanık adam duvarlara çarpa çarpa evine gitmeye çalışırken düşündüğü tek şey yumuşak yatağıydı, karanlıkta uyumayı özlüyordu; sabah olmasın istiyordu, anlayamadı ki sabahlar zaten gitmişti.
Postacı zarfların üstündeki isimleri kontrol ediyordu, sanki çok manası varmış gibi. Sonra elinden kaydı gitti birkaç tanesi, peşinden koşmaya kalmadı havalanıp bilinmezliğe karıştılar, postacı kendini suçladı; anlayamadı ki yaramazlık yapan rüzgarın suçuydu hepsi.
Genç kız heyecanla attı kendini hiddetle toprağa düşen su damlalarının altına, bir an olsun rahatlamış hissetti ama anlayamadı ki bu aslında cezaydı onlara, başlarını utançla eğsinler diyeydi.
Bahar geldi. Sonbahar. Ama insanlar hiç anlayamadı.




