
SONBAHAR
7 Ekim 2023
KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİNİN MODERN ULUS-DEVLET VE İSLAMİ HÜKÜMET BAĞLAMINDAKİ YERİ
8 Ekim 2023İnsanın doğduğu andan itibaren her anında anlam arayışında olduğunu düşünmüşümdür. Kimimiz bu dünyada, kimimiz ebedi olan alemde, kimimiz ise hala bulamadığı bir arayış içerisinde… Arayışını bu dünyada bulanlar ne kadar başarılıdır diye kendilerine soracak olursak alacağımız cevap hiç şüphesiz dünyanın güzelliklerini, eğlencesini ve hoşluğunu övmeleri şeklinde olacaktır ki bu söylemleri bir kenara bırakın en azından bu dünyada yaşamalıyım gibi bir cevap alacaksınızdır. Bu noktada şunu söylemeliyim ki arayışının gayesini bu dünyada bulanlar da arayışını bulamayanlarla aynı derecededir. Bilhassa daima içlerinde tamamlanmayan bir boşluk ve her ne kadar dünyadaki en güzel şeylere dahi sahip olsalar bundan memnun değillerdir aslında tamam değillerdir. Tam olamamış, tamamlanamamışlardır. Arayışını bulamamış olanların yani hala yolda olanların ömrü daimi bir boşluğun içinde savrulup gitmektedir. Bir anlam arayışında herkes, bir telaş içinde sürükleniyoruz. Yazgımızın bizi nelerle ödüllendirip nelerle imtihan ettiğini yaşayarak öğrenmeye çalışıyoruz. Kimimiz bu sarp yokuştan artık çıkamayacak hale geliyor, kimimiz ise cennete daha da yakınlaşmayı amaçlıyor.
Gayeler dünyasının çok soluk izleriyiz, izlerimiz çok dünyevi. Her anımız ve her fikrimiz dünya adına kuruluyor ve biz yavaş yavaş ölüyoruz. Her şey içinde bir yeniden doğuş arıyoruz ama ipin ucunu tutamıyoruz, ipin ucunun gölgesini dahi göremiyoruz bazen. İnsan tüm bu bilinmezlikler aleminde elle tutulu bir hakikat arıyor. Cepleri boş dönmekte var kaderimizde, kalbi ve ameli boş dönmek. Dünyada her şeyi sol tarafımızda harap edip uhrevi tarafta ebedi bir yok oluşu çağırıyoruz. Elimizden ya bir şeyler gelsin diye çırpınıyoruz ya bir şeyler elimizden tutsun diye kıvranıyoruz. Hayatı anlamlandırma boyutunda zihnen çok yorgun düşüyoruz ve yaratılışımıza uygun bir destek arıyoruz, bir omuz mesela.
Dünya çok karanlık yönü olan aldatıcı bir yuvarlak, insan burada hep ziyan olur. Her gün bedelini ödediğimiz bir kabus gibi çöker omuzlarımıza. İstediğimiz tek şey anlaşılmak olur şu koca alemde. İnsanlara bakıyorum, herkes kendi yazgısına yetişmeye çalışıyor. Herkes bir gaye seçiyor kendisine ama hiçbirinin içi bu durumdan memnun olmuyor ben de buna dahilim. Ellerimizden tutan çok koca bir güç var biliyorum. Allah ki herkese koşulsuz yeter. Onun rahmeti üzerimizde olmadığı sürece bir ömür boyu yollara düşerek çareler arasak yine soluklanmaya fırsatımız olmayacak. Bu hayat bize fırsat tanımayacak, çünkü bu hayatın bir sahibi var. Biz o sahiple aramızı ne kadar doğru şekilde sıkı tutarsak dünya bize şefkatini o kadar çok gösterecek. İşte o zaman bütün insanlar olarak katıksız şefkatin doyumuna varacağız. Tutunamayanlar lekesinden kurtulup dayandığımız gücün nuru ile doğrulacağız. Sırtımız sıvazlanacak ve merhameti ile başımız okşanacak. Tüm dünya bunun huzurunu bilebilir mi ki ? O kadar çok bilinen ama memnu olunan cahillikler doğuyor ki hayatımızda kimin yardımına koşacak olsak ayrıştırıcı bir durum ile karşı karşıya kalıyoruz. Bizlerin şu dünya aleminde aradığı her ne ise sonucu Allah ile bitmiyorsa ziyan oluyoruz demektir. İnsanlar terapilerle, manifestlerle, burç yorumları ve fallarla o kadar ucuz rahatlama yöntemleri seçiyorlar ki uçsuz dünya onlara dar geliyor. O vakit şu koca evrende bir nefeslik alan bile kalmıyor . Çünkü inandıkları ve sırtlarını dayadıkları yer boşluk, boşluktan ibaret. Bizi umduklarımıza nail olacağımıza dair umutlandıran yegane şey Allah’ın şüphesiz ki her duayı kabul etmesidir. Ya bu dünyada ya ahirette her duamızın karşılığını alacağız. O kadar merhamet sahibi bir Allah ki kulunu azaptayken bile tövbe kapısı bırakıyor ve hayırlı mı hayırsız mı bilmediği dualarını onun için en hayırlı olacak şekilde kabul ediyor. Şu dünya üzerinde bu şefkatle yaklaşan, bu düşünce ile rahmet ve merhamet gösteren başka bir güç başka bir büyüklük gösterilebilir mi ki bana? Eğer gayemiz Allah’ın cennetine sağ salim girebilmekse bütün arayışlarımızın temeli onun Rahman ve Rahim olan kudretine nail olabilmek olmalıdır.
YAZAR: Havva Nur Kaya




