
DENİZ
9 Nisan 2024
BİR DERT MÜNAKAŞASI
9 Nisan 2024AMACA GİDEN HER YOL MÜBAH MIDIR?
Nıccolò Machıavellı, 1469 yılında Floransa’da doğdu. Hümanist bir eğitim almasına karşın, düşünceleri antihümanist yapıdadır. Floransa toprakları, Fransız kralı tarafından işgal edilince Medici ailesi ve destekçileri iktidardan uzaklaştırıldı. 1512’de Medici papalık birliklerinin yardımıyla cumhuriyetin silahlı kuvvetlerini yendi ve hükümeti feshetti. Bu sebeple Machıavellı, rejim değişikliğine kurban gitti ve sürgüne gönderildi. 1513’ te Medici’ye komplo kurduğu düşünüldü ve hapse atıldı. Machiavelli bunları göz önünde bulundurarak Lorenzo de’ Medici’ye tavsiye niteliğinde “Prens” kitabını sunmuştur.
Prens kitabı Makyavelizm düşüncesinin temel yapıtıdır. Aynı zamanda klasik siyaset bilimine alışılmışın dışında bir felsefe sunmaktadır. Kitabın temel düşüncesi ve tartışmaya sebep olan asıl felsefesi: Amaca giden her yol mubahtır. Makyavelizm’e göre amaç için ahlaksızlığın, tiranlığın, komplonun, aldatmanın ve şiddetin gerektiğinde kullanılabileceği ifade edilmektedir. Uzaktan baktığımız zaman bizlere acımasız gelse de mantıklı ve geçerli bir tarafı da vardır çünkü devletler basit yapılar değildir. Savaşmanın hükümdarlar tarafından doğal olarak kabul gördüğü ama teorik olarak açıklanmasının acımasızlık olarak tanıtılması abes kaçmaktadır. Prens kitabı Francis Bacon’un ifadesiyle; insanların ne yapmaları gerektiğini değil ne yaptıklarının hicivli bir betimlemesidir. Prens kitabında Machiavelli şöyle bir betimleme yapmıştır; aslan güçlüdür atılgandır ama görme konusunda becerikli değildir, tilki ise tuzakları çok iyi görür, kurnazdır, hızlıdır ama güçlü değildir. Bu nedenle hükümdar hem aslan hem tilki olmalıdır. Şimdi baktığımızda güçlü devletler hem bir aslan kadar güçlü ordulara hem de bir tilki kadar kurnaz ajanlara sahip. Machiavelli, birçok konuda antihümanist davransa da tilki ve aslan betimlemesi gerçekleri yansıtmaktadır. Doğruları, tüm düşüncelerinin aynı olacağı anlamına gelmez. Hükümdarlığı elinde tutmak için güç kullanması gerektiğini savunması kısa dönemde başarı getirecektir. Nitekim gücü kullanmak bir liderlik anlayışı değildir. Bu tamamen başka çaresi kalmadığından güce başvurduğunun göstergesidir. Hükümdarlığı elinde tutmanın tek ve doğru yolu şiddet değildir. Bu kısa dönemde başarı getirse de uzun dönemde bireylerin arasında aidiyetsizlik ve anlamsızlık duygularının yerleşmesine neden olur.
Güç kullanan iktidar, başta büyük problemlerde şiddeti kullanmaya başlar ama bu zamanla çok küçük toplumsal olaylarda bile gereksiz şiddet kullanmasına sebep olur. Makyavelizm’i benimseyen Faşist iktidar; istenmeyen dilde, kültürde, düşüncede olanlara hak edilmeyen cebirler uygulayabilmektedir. Toplumun özgür bir düşünce içerisinde olmasını etkiler. Bu da toplumun bilimde ve sanatta gerilemesine neden olur. Bu noktada Orta Çağ önemli bir örnek. Orta Çağ’da Türk- İslam dünyasında bilim insanları en saygın kişilerken dünyanın kalan kısmında koyu bir cehalet hüküm sürmekteydi. Müslümanlar farklı ırk ve inançtan bilim insanlarıyla beraber çalışarak bilime önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu, insanlığın ortak değeri olan bilimin gelişmesi için önemli bir etkendi. Tarih; Bağdat’tan Endülüs’e, İbn Sina, Biruni, İbn Miskeveyh ve Cabir b. Hayan gibi bilim tarihine damga vuran büyük bilim insanlarının yetiştiğine şahit oldu. Bu bilim insanları; tıptan farmakolojiye, astronomiden kimyaya bugünkü modern bilimsel teorilerin öncülüğünü yapmışlardır. Aynı zamanda dünya hakkındaki mitolojik ve teolojik inançlar tartışılamazken Türk- İslam bilim insanları Dünya’nın şekli, hareketleri ve yer çekimi hakkında onlarca eser kaleme almışlardır. Avrupa için Orta Çağ’ın karanlık geçmesinde hiç şüphesiz kilisenin Makyavelizm tavırları büyük etken olmuştur.
Jean Jacques Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi kitabında “Hâlâ yaşayan Musa yasası, bin yıldan beri dünyanın yarısını yöneten Muhammet yasası, bunları yapanların büyük insanlar olduğunu bugün bile gösteriyor bize. Kendini beğenmiş felsefe ya da particilik ruhu bunlara mutlu birer düzmeci gözüyle bakadursun, gerçek politika, onların yapıtlarında o uzun ömürlü kurumlara önderlik eden büyük ve güçlü zekaya hayran kalmaktadır.” paragrafı geçmektedir. Peki Musa yasası ya da Muhammed yasası şiddet içermiyor mu? Bu noktada yasaların uygulanmasını sağlamak için başvurulan cebir şiddet değildir.
Siyasette bir üstat olan Farabi’nin devleti: Bütün insanlığı içine alacak ahlaki erdemleri ilke edinmiş, iş bölümü ve sosyal dayanışmanın mükemmel şekilde gerçekleştiği, sevgi ve saygının yaygın olduğu, hukuki ve sosyal adaletin tam olarak uygulandığı birleşik bir devlet yapısıdır. Böyle bir devlet yapısı için Farabi’nin Medenitü-l Fazıla kitabında hükümdarın hümanist bir kişiliğe sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır. Siyasetnâme’ye göre ise hükümdarın; adaletli, bilgili ve güzel ahlak sahibi olması gerektiğine değinilmiştir.
Ayşe Gül SEVAL





3 Comments
Machıavellı yi okumuş biri olarak güzel bir anlatım olmuş. Ellerinize kaleminize sağlık.
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim 😊
eyw