
BİRİ DEMLİ
3 Kasım 2021
ANLATMALIYDIM
3 Kasım 2021“İnsan öleceğini bile bile nasıl yaşar, ya çıldırır ya da öleceğini unutur.” demiş saygıdeğer
Nazım Hikmet. Klişe bir tabir vardır bilirsiniz; ‘’beklenmeyen ölüm’’ diye. Oysa hiçbir ölüm beklenti içinde gelmez. Kimse bir yakının ya da kendinin öleceğini içinde oturtamaz. Ama gerçek şudur ki, her insan bir gün ölür ve geriye bu dünyada yaptıkları ya da belki yapamadıkları kalır. Bir başka şairin deyişi ile ‘’İnsan, tamamlanamamış projeler bütünüdür.’’ Gelin bunu biraz konuşalım sizin ile. Başlangıç ve bitiş. Bu iki kavram yaşamımızdaki her şeyde ortaktır. Lakin önemli olan, akılda kalan daima bu iki kavram arasında yaptıklarımız, yaşadıklarımız olacaktır. Kalemi elinde bulundurmak her zaman ayrı bir cesaret ve güç kattı bana. Şimdi de bu cesaretle sizden sorgulamanızı istiyorum. Ben bu yaşam denilen hengamede ne yaptım? Kaç defa kalp kırdım, kaç kez tanımadığım birine tebessüm ettim. Hiç sokaktaki bir hayvana yem verdim mi mesela, ya da hiç karşılık beklemeden bir iyilik yaptım mı? “Yaşamak yanmaktır yanasan
gerek” diyor Bahtiyar Vahapzade, peki ben hiç yandım mı? Bunun gibi çeşitli soruları kendinize sormanızı rica ediyorum. Düşünmek için bolca vaktiniz var. Bu bol sorulu paragrafın sonunda ise size şunu sormak istiyorum; siz hangi tamamlanamamış projelersiniz?
Olumsuzluklar hayatın her yerinde olacaktır, ki olmalılar da. Olumsuzluklar hikayeleri daha güzel kılarlar. Fakat bir şeylere geç kalmak bazen olumsuzluktan çok daha ötesi haline gelir. Yapılan yanlışı düzeltmek nadiren de olsa ilk adımda doğru yapmaktan daha kıymetli
gelebilir. Ama yanlışı düzeltmeye fırsatının olmaması hem insana hem hikayeye zarar verir. Pek kıymetli bir tanıdığım bir şiirinde şöyle söylüyor: ‘’Dün bir dağla dertleşirken fark ettim,
’şimdi olsa…’ diye başlayan ne çok cümle biriktirmişim.’’ Bir dost, bir arkadaş ya da belki hiç tanımadığınız biri olarak sizlerden rica ediyorum, yapın dostlarım. Şimdi olsa diye başlayacak cümleler kurmamak adına yapın. Gülün mesela, sonunu düşünmeden pervasızca gülün. Sevin, sevin çünkü bu dünyayı kurtaracaksa sevgi kurtaracak. Bu dünyayı olmasa da
sizin dünyanızı sevgi kurtaracak. Kıstasımızı Nazım Hikmet belleyip, öleceğimizi de unutmadığımızı varsayarsak sanırım çıldırmış olmalıyız. Daha iyi ya kimse çıldırmış insandan makul hareketler beklemez, yapılanda kimse bir mana aramaz. Hüznü, acıyı, özlemi
dibine kadar yaşayın. Sevmek mübalağa sanatıdır abartın diyen şairi dinleyin. Yani bu yirmisindeki genci ciddiye alacaksanız şayet yanın derim dostlarım. Hem de öyle bir yanın ki yanınızda var olanları da yakın. Zira elbet bir gün o yangını söndürmeye bir itfaiye gelecek ve bizler tamamlanamamış bir diğer proje olarak yaşamın tozlu sayfaları arasına karışacağız. İşte o zaman her şey için çok geç olabilir. Mürekkebimin bugünlük tükendiğini hissediyor ve
cümlelerime son vermek istiyorum. Her şeye geç kalanlardan hiçbir şeye erken başlayamayanlara selam olsun. Sevgi ve dua ile.
‘’Yaşamak yanmaktır, yanasan gerek,
Hayatın manası yalnız ondadır
Şam eğer yanmırsa yaşamır demek
Onun yaşamağı yanmağındadır’’.
-Bahtiyar Vahapzade
Şemsettin DEMİRCİ




